Hızlı Yağ Yakmak İçin Önemli ve Kolay Öneriler Nelerdir?

8 Mayıs 2017
7 kez görüntülendi

Yağ, karbonhidrat ve protein. Vücudun üç temel yapı taşı olan bu kaynaklar hayatımızın idame edilmesi ve gelişimi için hücrelere, dokulara ve organlara taşınırlar. Enerjinin açığa çıkması için gerekli olan bu temel yapı taşı içerisinde yağ miktarının fazla olması, vücutta depolanmasını ve kilolu görüntü elde edilmesine neden olur. Normal bir yaşantıda yağ depolaması sorun değil fayda sağlarken, aşırı yağ tüketimi nedeniyle sağlık dengeleri bozularak hem kilo olarak ortaya çıkmakta hem de birtakım sağlıksız alışkanlıklara meydan vermektedir.

Bugün ülkemizde ve dünyada piyasada bulunan ürünlerin sağlığı tartışılıyor. Eski dönemlerde tereyağı yemeyin ve yumurtanın sarısını tüketmeyin uyarıları yapılırken şimdi ise bu besinlerin baş tacı olduğu birçok profesör tarafından vurgulanan konu oldu.

Yağ yakmak için vücutta protein değerimize ağırlık verip yağ içeren besinlerden kaçınmak öncelikli yapılması gereken. Eğer bunları yaptıysanız ve düzenli olarak bu kurala uyduysanız hayatımızda bazı dokunuşlarla yağ yakmaya başlayalım.

Bol bol su tüketin. Günde en az 2 litre su tüketin. Su tüketimi tüm organların ve başta sindirim sitemi olmak üzere tüm sistemlerin iyi çalışması, enerjiyi harcayabilmesi için gerekli bir yaşam kaynağı. Aşırı su tüketmek belki sık tuvalete gitmenize neden olsa da uzun süreli su tüketiminde hem kendinizi dinç hissedecek hem de cildinizin daha da güzelleştiğini göreceksiniz.

Sürekli hareket ve spor halinde olun. İnsanlığın her zerresi hareket üzerine kurulduğu gibi evrenin yaratılışı da hareket üzerinedir. Kilolarımızın ve yağlarımızın temelinde de hareketsizlik ve spor yapmama var. Yağ yakmak için özellikle hangi bölgede yağ yoğunsa o bölgeye yönelik özel spor hareketlerinin yanında genel spor hareketleriyle de tüm vücudu çalıştırarak aktif olmamız gerekiyor. 

  • Vücutta Yer Alan Yağlar için Su Diyeti

Su diyeti günlük içilmesi önerilen 2 litre suyun düzenli aralıklarla tüketilmesi ve suyun içerisine ekstra doğal ürünlerden katarak yağların yakılması esasına dayanıyor. İçilecek olan suyu sabah aç karnı dahil olmak üzere yatana kadar belirlenen aralıklarda bir bardak ile tüketmek gerekmekte.

İçinde bulunan hidrojen ve oksijenin ayrı ayrı yer alması durumunda son derece zıt ve zararlı elementler olduğu bilinen su muhteşem bir bileşik ve yaşam kaynağı. Hayatımızı suya borçluyuz ve susuz yaşayamayız. Susuz kalan insanlar en fazla yedi gün hayatlarını sürdürebilirler. Bizler ise daha güzel bir yaşam ve sağlıklı bir diyet için bol bol su tüketmenin yolunu göstermekteyiz. Vücudumuzun suya bu denli ihtiyacı varken hem su ihtiyacını fazlasıyla giderip hem de günlük yaşantımızdaki yemeklerden kesmeden yolumuza devam edeceğiz.

Sabahleyin bir bardak ılık suyun içerisine az miktarda limon atıp tüketin. Öğlene kadar yine bir bardak suyu ya ıhlamur ile kaynatıp ya da sade olarak tüketin. Öğle yemeğinden sonra ise 2 bardak su için. Akşam yemeğine kadar bir bardak zencefili suyun içinde kaynatıp çay olarak tüketin. Akşam yemeğinden sonra öğle yemeğinde olduğu gibi 2 bardak su tüketiyoruz. Akşam vakitlerinde ise bir bardak ılık suyun içerisine yine az miktarda limon suyu sıkıp için. Su diyeti genel hatlarıyla bu kadar. Su diyeti esnasında yemek menülerinize devam etmenizde sakınca yok.

Hamile bayanların çocuk gelişimleri sürecinde de bolca suya ihtiyaçları var. Hamileler için doktor kontrolü haricinde diyet uygulaması önerilmez. Her diyet listesi beraberinde bazı fedakarlıkları gerektirdiğinden hamile ve gebe olanlar için bu yük önerilmiyor. Hamile bayanların diyet yapmadan su tüketimlerini arttırmalarında hiçbir sorun yok.

Birçok insan kilolarını genetik problemlere bağlasa da kilo almanın genetik olmayıp beslenme alışkanlıklarıyla alakalı bir mevzu olduğunu söyleyen profesörler var. Özellikle bitki kürlerine olan ilginin kaynağı durumundaki Canan Karatay, kilo almanın tamamen şeker ile ilgili bir mevzu olduğunu, şekerin çok tüketilmesinin vücudun dengesini bozduğunu söylemektedir. Bununla beraber genetik şişmanlığı savunanlarda var. Genlerde yer alan bir uyarıcı etki olduğundan bahisle kilolu bireylerin çocuklarında da kilolu olma durumunun göründüğü söyleniyor.

Hareketsizlik ve spor aktivitelerinin yetersizliği kilo almadaki en büyük etken durumunda. Ayrıca hayatımıza her gün giriş yapan katkı maddesi ve şeker oranı yüksek besinler dengemizi bozuyor. Şekerin yapısında yer alan glikoz ve früktoz doğal olmayan yollardan üretildiği için birçok yan etkiye sahip. Sağlık açısından olumlu görünseler bile fabrika şekerinin hiç de sağlıklı olmadığı bir gerçek.

Kilo almak genetik bir rahatsızlık olmasa bile beslenmedeki hatalar ve yanlışlar nedeniyle genlerin bozulması, metabolizmanın yanlış yönlendirilmesi söz konusu.

Gelinen noktada kilo almak genetik demek kısmen doğru olsa da bu kilolu olma durumunu aile beslenme alışkanlıklarına bağlamak daha doğru olur. Çocuk yaştan itibaren anne ve babasıyla aynı besinleri alan kişiler ebeveynleri ile benzer kilolarda seyreder.

Sağlıklı bir yaşam arzuluyorsak bol su içmeli, bol egzersiz yapmalı ve hayatımıza yerleşen besinleri gözden geçirmemiz gerekiyor. Ailede komple böyle bir sorun varsa ufaktan ekip çalışması içerisine girerek teşviklerde bulunmak daha etkili. İleri seviyede obeziteye varan derecede şişmanlık varsa mutlaka diyetisyen kontrolünde kilo vermek lazım. Bazen kilo vermek çok zorlu bir süreç haline gelebilir. İradesizlik yaşamamak için diyete uygun bir irade haline girmek ve uygun zamanı oluşturmak gerekiyor. Kilo almak kaderiniz olmasın.

Hamile kişiler ilk haftadan dokuzuncu aya kadar süren zorlu bir virajda sayılırlar. Her haftanın ve her ayın getirdiği vücut gelişimleri bebeği doğrudan etkiler. Bebeğin anne rahmine düşmesinden itibaren rahim kesesi genişlemeye ve bebek büyümeye başlar. Büyüyen bebek giderek daha fazla besin tüketeceğinden annesinin de daha fazla beslenme arzusu ortaya çıkacaktır. Aş erme hali dediğimiz olay genellikle 3.haftadan itibaren başlayarak süre gelen uzun bir süreç

Hamilelerin kilo almamak için kaçar yolları yok ancak fazla kilo almamak için bazı püf noktaları uygulayabilirler. Hamileler her canının çektiğini yese bile bol su tüketimi yapmalıdır. Su tüketiminin yanında aşırı yağlı gıdalar çocuğa da etki edeceğinden yağlı gıdalardan uzak durulmalıdır.

Hamilelerin kusma mekanizması daha aktif çalışır. Aktif çalışan kusma mekanizması nedeniyle ilk aylarda bazı şeyleri hiç can çekmez hatta tiksinti derecesinde et ve benzeri ürünlerden uzak durulur. İlerleyen süreçte ise proteini yüksek besinleri bolca tüketin. Yağsız et ve tavuk ürünleri bunların başında. Tüketim yaparken ekmek değerini azaltmanız kilonuzu kontrolde tutar. Ekmek en büyük kilo aldırıcı besindir.

kendinizi tamamen hareketsiz konuma düşürmeyin. Oturduğunuz yerden dahi yapabileceğiniz ufak ayak ve kol egzersizleri ile zinde kalmaya çalışın. Ayrıca alkol ve sigara gibi zararlı alışkanlıklarınız varsa bunlardan uzak durmak vücudun daha zinde kalmasına yardımcı olur.

kesinlikle önerilmez. Diyetin kelime anlamı esas itibariyle sağlıklı beslenmeyi temsil eder. Hamile kişiler sağlıklı beslenme yolları ile kilolarını kontrol altına alacaklarından zayıflama mevzusuna hiç girmemeli, sadece bebeğin gelişimi için yağ oranı yüksek yiyecekler ile ekmekten kaçınmak gerekiyor. Sağlıklı nesiller ve anneler için sağlıklı bir beslenme şart.

Kaynak: makalemix.com

Bu Konuyu Sosyal Medyada Paylaş

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz


Yukarı Çık